Henüz Yazılmamış Bir Kitaptan Pasajlar-2


Yazarak aradığı sorulara cevap bulabileceğini sanıyordu. Ne de olsa en iyi arkadaşı kendisiydi ve kendisini ondan iyi kim tanıyabilirdi ki? Her zaman neyi nasıl yapacağını, hangi yolları izleyeceğini iyi bilirdi. Matematik sınavlarında, sonuç yanlış olsa da gidiş yolundan 2 puan kazanan tiplerden.

Bir an çarpıntı ile etrafa bakındı. Koskoca tren garında ondan başka kimsenin olmadığını yeni farketmişti. Sizin de anlayacağınız üzere kafası oldukça kalabalıktı ve bazen içinden kendisine “tamam sen haklısın, sus artık” dediğini işitmiştik.

Tren garındaki ıssızlık korku filmlerini aratmıyordu. Önce mantıklı sayılabilecek şekilde tren seferlerinin iptal olup olmadığını kontrol etti. Her şey yolunda gözüküyordu. Peki ya köşedeki çiçekçi? Her şeyin bir şaka olması ihtimaline karşın heyecanını belli etmeden kocaman sütunun batı yönüne ilerledi. Çiçekçi yoktu.

Sonra aynı banka geri dönüp oturdu. Aslında ne garip; hem insanları sevmiyor hem de yokluklarından korkuyorduk. Halbuki her şeyi korkunç hale getiren bizzat biz değil miydik? Endişelenecek bir şey yok. İçinden kendine, dünyada tek sen kalmış olsan en az 3 kişi yapar dedi ve kısa bir süreliğine gözlerini yumdu. Hayatının en rahat uykusuydu bu.

Henüz Yazılmamış Bir Kitaptan Pasajlar-1

Sürekli başkasının yerinde olmak isteyen birinin mutsuz olduğu aşikar. Peki mutlu olmak için ne yapacağını bilmiyorsa. Neyin değişmesi gerekiyordu? Tekrar canlı hissetmek için ne yapabilirdi? Hayatının en güzel zamanını düşünüyor ondan feyz almaya çalışıyordu. Hiçbir zaman kaplan gibi bir kadın olmadı. Daha çok ceylanımsı. Sessizliğin içindeki en küçük tıkırtıda korku dolu kocaman gözlerini açıp etrafa bakardı. Yalnızca av olmaktan korkar, avcı olabileceği aklına bile gelmezdi.

En güzel günler birer yanılsamadan ibaret olabilirdi. O kadar zamandır mutsuz ve tatminsizdi ki belki de hiçbir özelliği olmayan o zamanları gözünde büyütüyordu. Belki aynı güne tekrar dönse hiç de hatırladığı gibi olmayacaktı. Böylece elindeki son umudu da çöpe atmış gibi hissediyor ve artık hayatının sonuna kadar hiçbir şeyden coşku duyamayacağını anlıyordu.