Vazgeçebilmek ve Kendime Yolculuk

Sanki gelecek olacak günler hep daha güzel olacakmış gibi geliyor dimi? Yalnız o geleceğin şu anda şekillendiği unutuluyor. Sanırım hepimiz böyleyiz. Bir sihirli değnek gelip hayatımızı yoluna koysun diye bekliyoruz. Bu yanlış inanç nereden kaynaklanıyor henüz bilmiyorum. Belki de yalnızca tembellik.

Bazen görüyorum ki mutluluğu bulma düşüncesi, onu bulmaktan daha keyifli. Böylece ileride mutlu günlerin yaşanma ihtimali insanı ayakta tutuyor. Fakat onu bulursan, kaybedebileceğin anlamına da geliyor. Bu da bir endişe çılgını için en kötü kabustan beter. Kaybetmekten korkarken, o mutluluğun geldiğini anlayabilir ve onu yaşamaktan keyif alabilir misin gerçekten? Ya bulma düşüncesiyle avunmayı öğrenmeli ya da bulduğunda kaybetmekten korkmamayı bilmelisin. Peki bu nasıl olacak? Keşke konuşulduğu kadar kolay olsa.

Guy Finley’in “Vazgeçebilmek” kitabı bu konuda güzel öğütler veriyor. Bunca yıldır beklediğimiz mutluluk formülü gelmedi; ama yaklaşıyoruz sanki :) Öğrenmek, değişmek, bırakmak, özgür hissetmek isteyen kimselere tavsiye ederim. Tabi yazarın da dediği gibi; verdiği öğütler, üşüyen bir kişiye ateş resmi göstermek gibi. Herkes kendi biricik yolunu tek başına yürümek zorunda. Yine yalnız kaldık iyi mi; fakat şöyle bir güzelliği var, bu üst farkındalık seviyesine geldiğimizde yalnız olmak dahil, çevremizde vuku bulan olaylar ve duygular bizi artık etkilemiyor. Yani Goenka’nın bahsettiği gibi kayadaki derin izler yerine yalnızca sudaki izler haline geliyor. Guy Finley de destekliyor: “Bir kez yüksek kendini tanıma durumuna geldiğimizde, kendimizi tanımamaktan kaynaklanan acılı sorunlar kendiliğinden kaybolur. Kendi hakkımızdaki korkularımızın yerini, dingin bir kendine hakim olma duygusu alır. Bu farkındalık ile ister duygusal denizlerde öfkeli fırtınalar kopsun, ister ufuk tablo gibi görünsün, siz yine de hoşnut kalırsınız çünkü artık değişmez hazzınız, kim olduğunuzun farkında olmanızdadır ve bu değişmez.”

Son zamanlarda kendimi araştırdıkça, kendim olmakla ilgili bazı sıkıntıları fark ettim. Gerçi bunun içinde yaşadığım köklü değişikliklerin de etkisi büyüktür. 4 yıldır çalıştığım işimden ayrılmam ve yeni bir iş ortamına girmem, 6 yıldır yaşadığım ilişkinin bitmesi gibi. Aslında böyle yazınca, kendime haksızlık ettiğimi düşündüm. Kendime kötü olabilmek için zaman vermeliydim. Hemen iyi olmak istiyor insan, ama olmuyor işte. Bunca yıl yalnızca acıdan kaçmak için ve kendimi güçlü görmediğimden ertelediğim durumlarla karşı karşıya kaldım. Biraz durmalı, düşünmeli, bakmalı, görmeli. Yine Guy Finley’den alıntı yaparsak: “Sessiz güç içinizdeki hiçbir sıkıntı için bir yanıta gereksiniminiz olmadığı anlayışıdır. Olumsuz bir duruma sessizce gözlemlemek dışında herhangi bir yanıt vermek, ona karşı bir direnç şeklidir ve direnç gösterdiğimiz şey de var olmaya devam eder.”

Yaşadığım çevresel değişiklikler beni daha da içime yönlendirdi. Bazen kendim olmaktan mutlu olduğumu, bazen olmadığımı fark ettim. Sanırım etrafımdaki kişilere ve bana davranışlarına göre değişiyordu. Beni ben olmaktan mutlu eden insanlarla olmak istiyordum. Fakat vardığım noktada; ben olmaktan kendimi mutlu edebilecek tek kişi benim. Tekerleme oldu :) Sonuçta bu anlayışla, kimse için kendimi değiştirmem. Kendimi kabul etmek ve kendimden beklentilerimi azaltmak isterim. Bu daha azıyla yetinme durumu değil. İçimdeki hırslara göz gezdirip hangisini gerçekten kendim istiyorum bir bakmalıyım hali. Yine bir alıntı yapacak olursak: “Kendisini yaşamın kendisine verdiği şeylerle ölçen insan, sıradan insandır; çünkü yalnızca sıradan insan yaşamın kazara onu ödüllendirmesine ya da ödülünü esirgemesine göre kendine değer biçer.”

Bir kişiye, zevke, acıya bağlı kalmadan, hepsinin geçiciliğini kabul ederek, yalnız kendimiz olmaktan duyduğumuz haz ile yola devam edebiliriz. Düşünsene, kendin hep seninle, şu anda, burada. Bazen zihin başka yerlere gidiyor tabi, şimdilik bunu görmezden gelelim :) Kendinle tatmin olmayı öğrendikten sonra, insanlara göre şekillenmeyi bırakabilirsin. Bu anlayışla dünyada ne olursa olsun insanı etkileyemez. Bu kaderci bir yaklaşım değil. Yalnızca dünyaya ve kendine güvenmekle ilgili sanırım. Yoksa her zaman bir takım şanssızlıklar olacaktır. Olanı olduğu şekliyle kabul etmek dünyanın en zor şeyi olabilir. Biliyorum. Özellikle de benim gibi bunca zaman geçmişe takılan, gelecekten endişe duyan, olmakta olan her şeye direnç gösteren ve kendini kıstıran bir yengeçseniz :) Tabi bunlardan kurtuluyor olduğumu düşünmek bile özgürleştiriyor. Bunca düşünce mesaisi ve arayışla dolu yazının bir yere vardığını hissetmek iyi geliyor ve sanki kendime yolculukta ikinci bölüme geçiyorum.

Yine vazgeçebilmek kitabından: “Yaşamı bizim istediğimiz yönde itmek zorunda olduğumuza olan yanlış inancımız, yaşamla zorlu ve mutsuz bir ilişki içinde olmamıza neden oluyor. Gerçeğin kendiliğinden bir seyri vardır ve ya onun yoluyla barışırız ya da sonsuza kadar kendi yaşamımızla boğuşuruz. Akmak için güce gereksinimiz yok.”

Bir şekilde bu yolculuk meditasyon ile kesişiyor. Çünkü önceklikle “farkında” olmak gerekiyor. Peki nedir bunlar? Osho’nun sözleri ile kendime cevap vermek isterim :) “Farkındalıkla yaptığımız her şey meditasyondur. Farkındalığa giden yoldaki ilk adım, bedeninize dikkat etmektir. Sonra düşüncelerinizin farkına varmaya başlayın ve hislerinizin ve duygularınızın. Bu üçü bir olduğunda, bir arada uyumla işlediğinde, dördüncü adım gerçekleşir: Nihai Farkındalık. Kişi farkındalığının farkına varmaya başlar ve yalnızca o uyanışın içinde saadetin ne demek olduğunu idrak eder.”

Yani geçmişin travmalarını halledeyim, kendimi tanıyayım, değiştireyim, bir bilene danışayım, kişisel gelişim kitapları okuyayım, insan psikolojisini araştırayım derken vardığım yer, aslında görünürde çok daha az çaba gerektiren bırakmak, gözlemlemek eylemleri ile başlıyor gibi. Tabi ki zihin anlamında bu da başlı başlına bir çalışma gerektiriyor ve benim deneyimime göre bildiğini idrak etmenin en güzel yolu meditasyon. İçinde olanı olduğu gibi gözlemleme hali. Bunun için dikkati öncelikle bedene verip, kendini yargılamadan, kendinin farkına varmak gerekiyor. Bir şey düşünmemeye çalışmak değil, zihnine gelen her düşünceye ve bedeninde hissettiğin her duyguya izin vermek ve böylece onlardan özgürleşmek mümkün oluyor. Düşünmemeye çalıştıkça takılı kalır ya zihin. Onu kontrol etmeye çalışmak çok yorucudur ve genelde bu savaşta galip gelemeyiz. Şimdi sakince durup, düşünmemek ve kendinizi oyalamak için uğraştığınız zihninizdeki tüm harekete izin verin. Kendinizi yargılamadan, gözlemci olarak kalabilmeyi başardığınızda, çok büyük etkileri olacağından korktuğunuz, duygusal tsunamilerin aslında küçük birer rüzgar olduğunu fark edeceksiniz. Edeceğiz.

Son bir alıntı ile bitirmek isterim: “Kendinize gerçeği görme izni verin ve bunun karşılığında gerçek sizi tüm şu anki acı veren kaygılarınızın üstüne taşıyacak bir şey gösterecektir. Yani sizin için güvenebileceğiniz kimse olmadığını; çünkü öyle biri olmadığını kavrama noktasına gelmekten korkmayın, geçici olarak rahatsız etse de bu noktaya gelmek harikadır. Yaşamdaki gerçek ve şu anki konumunuzun kademeli olarak gerçekleştirilmesi aslında yukarı doğru bir süreçtir; sadece aşağı doğruymuş gibi hissedilir. Ve böyle hissedilmesinin tek nedeni, kendiniz bilmeseniz de, bir gün birisinin size kendinizin veremediği bir şeyi -gerçek bağımsızlığı- vereceği gibi kendini kısıtlayıcı bir düşünceyle yaşamanızdır. Şimdi bekleyiş de bitti, korku da.

Reklamlar

One thought on “Vazgeçebilmek ve Kendime Yolculuk

  1. Kimi zaman ve herşeye rağmen (aslında içeriden pek öyle olmadığını düşünen ama dışarıdan sakin olduğu düşünülen ben için zor olsa da) içsel özgürlük sakinlik ve sessizlikle anlam bulup, güç kazanır.
    Ve yine kimi zaman, düşünülen/istenen ve olmayan herhangi birşey bir zaman sonra başka bir şekilde birden oluverir ve geriye dönüp baktığından gülümseyerek, eski zaman Hay Allah deyiverir insan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s